Istanbuldan ciktim yola Karadeniz.



…………..Karadenizde dedelerim tarafindan kan bagim var.Simdiye kadar dedelerimin memleketini gormek kismet olmamisti,icimde cok merak vardi, gerci egitici programlarda goruyorduk ama, insanin kendi gozuyle gormesi tabiki daha baska olacakti.Bu tatilimde elime bir firsat gecti ve esimle beraber ETS. Tur ile 10 gunluk bir Karadeniz turuna ciktik.

…………….Cuma aksami saaat 12.oo de Kadikoy evlendirme dairesi oto parkindan hareket ettik, bir kac dakika sonra rehberimiz Bulent kendini, kaptani ve yardimcisini takdim etti, herkes icin kuvvetli bir alkis verdik.Biraz sonra karton kutular icinde sandovic ve drink verildi, daha sonra Adapazari ve Bolu arasinda ilk mola verildi 45 dakikalik moladan sonra yola devam ,bir cok kisiler uyudular,sabah gun isinlari sacilirken yine Osmancik civarlarinda bir yerde ikinci mola verildi, burda herkes kendi cebinden sabah kahvaltisini etti.camdan bakiyordum her taraf yemyesildi, sularla doldurulmus tarlalarda ekilmis bir seyler vardi cok resimlerini cektim, sonradan bunlarin celtik olduklarini ogrendim..otobusumuzde 34 yolcu vardi,daha henuz kimse kimseyi tanimiyordu, ilk duragimiz Samsun oldu, buyuk bir parkin icinde olan Ataturk anitina gittik,orda bir hayli resim cektik,yakinlardaki dukkanlari dolastiktan sonra otobusumuze binerek,Biraz otede ve deniz kenarinda olan Ataturkun samsuna gittigi Bandirma vapuruna geldik, gemi, orijinalin kopyasiymis, burda-da bir cok cekimler yaptim, her taraf civil civil ve yemyesildi….Buyuk bir talihsizlik olarak kameramdaki dvd bozuk cikti Samsunda ve Sumena manastirinda cekim yapmis oldugum kayitlar cope gitti, dvd,yi kurtarmak icin cok ugrastim ama kurtaramadim.20 dakikalik cekim heba oldu.


………...Samsundan sonra yolumuza devam ettik, amazon kadinlarinin yurdu Carsamba ,Terme Unye Fatsa Persembe uzerinden Orduya hareket ettik bu arada onunde amazon okcusu olan bir dinlenme tesislerinde ogle yemegi yedik Rehberimiz Bulent amazon kadin savascilari hakkinda cok bilgi Verdi, iyi ok atmak icin de sol goguslerini aldirirlarmis,,Bolamanda haznedaroglu koskunu ziyaret ettik,,yason burnu ve kilise gezisinden sonra Orduya vardik. 475 m yukseklikteki Boz tepeye cikip orduyu seyrettik, Findik reyonuna ugrayip findik aldik.,gece konaklamak icin deniz kenarinde bulununan baliktasi oteline yerlestik, dus aldiktan sonra asagi inip aksam yemegimizi yedik ve odamiza cekildik.
……Sabah otobusumuz hareket edince rehberimiz oturdugumuz yerde egzerzis yaptirdi findik toplayip digerlerine attik.bundan sonra tur,a katilanlar bir bir en ondeki mikrofona gelip kendilerini tanitmaya basladilar.Grubumuz gercekten burokrat ve ekabirler grubuydu,cok iyi insanlardilar ama hic bir zaman resmiyeti elden birakmiyan kisilerdi, 10 gunluk seyahat boyunca hep hanfendi,beyefendi diye bir birlerimize hitap ettik..
…Ordudan ayrildiktan sonra yine sahil yolundan Trabzona hareket ettik, burda Ataturk koskune ciktik.ama nasil daracik bir yoldan koskoca otobusle ciktigimizi gelinde bana sorun, kosku gezdik icerde resim cektirmediler disarda resimler cektik, sonra ayasofya gezisi yaptik tepelerden Trabzonu seyrettik.sehirde serbest gezinti yaptik,bir yerlerde ogle yemegi yedik galiba Nihat usta olacak guzel bir kofteciydi, gumusculer magazasina girdik, oralarda bir yerde Sumena otelinde kaldik,….. Garibime gitti karadeniz !!, daglarin eteklerine konulmus sehirler. Findik bahceleri, cay bahceleri, yamaclardaki evler, her dort eve bir cami, hemde tepelere kurulmus cogu 3 serefeli camiler. yemyesil tepeler asagilarda azginca akan nehirler. Daracik yoldan otobusle Sumela manastirina cikiyorduk, yolumuzun sag tarafinda azgin nehir akiyor,sol tarafimiz dim dik kayalik yamaclar, iste tam o sirada onumuze buyuk bir koyun surusu cikti dort tane coban onlari yaylalara goturuyorlarmis, koyunlarin kacacaklari bir yer yok, sagimiz azgin nehir solumuz sarp yamac.bir muddet kagni arabasi gibi koyunlarin arkasindan gittik, yol biraz genisliyene kadar suru onumuzde gitti, biraz bosluk olunca cobanlar butun Gayretlerini sarfederek suruyu yolun kenarina cektiler.
….Trabzondan ayrildiktan sonra icerlere dogru hareket ettik,Macka gumushane ve Bayburt uzerinden Erzuruma geldik, kimi yerler yemyesillik, kimi yerler boz kir yada hic bir bitki yetismeyen tepeler,.Gumushaneye gelmeden bir yerde karaca magarasi varmis, programda olmamasina ragmen kaptanimiz yolu degistirip magara yoluna sapti 5 veya 6 km.lik bir dag yoluna girdik, daracik ve cok virajli bir yol virajlarda eksi arti hic tolerans yok, yani manevra yapma sansi yok. selavat getire getire magaraya geldik,,,,Alanyadaki damlatasi magarasi gibi bir sey ama cok guzel tavandan sarkan kirecli maddeler sanki sacaklardan sarkan buzlar gibi ama bunlarin rengi bal renginde ne yazikki burdada resim cektirmediler…Erzuruma gelmeden evvel zigana gecit tuneli onunde durduk otobusden inip cay ictik, hatira resimleri cektik ..Aksam karanliginda Erzuruma vardik sehir girisinde Polis control yapiyordu, otobusumuzu de durdurdu, sofere nerden geliyorsun dedi, soferde Trabzondan dedi, Sonra merakli memur otobusde kimler var diye sordu, sofer yine rahatlikla misafirler var dedi,Merakli polis ya oylemi hadi devam edin deyip yolu acti, bende az daha gulmekten yerlere yatacaktim yani,..Erzurumun disinda palan doken daginin eteklerinde Polat renaisses oteline yerlestik, 5 yildizli sahane bir otel bizim odamizda 6,ci katta filandi,palan doken dagina bakiyordu..karsi tepelerde kar vardi,asagida kayakcilari tepelere tasiyan telefrik vardi otel odamdan biraz resim cektim birazda kayit yaptim.Sabah kahvaltisindan sonra sehire indik, ince minare,eski kongre binasi 3 kumbetler, oltu carsinini ve gorulecek tarihi yerleri gordukten sonra meshur cag kebabcisina girip ogle yemeginde cag kebabi yedik, gercekten tadi damagimda kaldi, Birkac Erzurum evini de ziyaret ettik.
…..,Hayatimda ilk defa bu kadar bol cocuklu bir sehire girdigimi zannediyorum masallah cocuk kayniyor sekiz on yaslarindalar,daha ufaklarida var ama hepside cin gibi, cok akilli cocuklar bilmedikleri yok gibi, bakkaldan seker alip bir coklarina verdim bazilarinla resim cektim.
……Erzurum ziyareti bitince yine yola koyulduk,. Kackar daglari uzerinden Rizeye dogru ilerlemeye basladik.Ispirde mola verdik kuru fasulyesi cok meshurmus bende bir kilo aldim, Istanbula gelince pisirdik, Erzurumdan uzaklastikca yukselmeye basladik, karsilarda tepelerinde kar olan daglar goruyorduk,gordukce resim cektim videoya aldim sahane manzaralardi.bir cok yaylalardan gectik, , biz ilerledikce gordugumuz karlar daha cok siklasip bize yaklasiyordu yada biz onlara yaklasiyorduk,sanki kervan gecmez kus ucmaz yollarda gibiydik. 2800 mete yukseklikteki ovit gecidinde duruyoruz otobusun transport gorevlisi cay yapiyor disari cikiyoruz etrafta durmus kar va ama Karin yuksekligi bir metreden fazla, disari cikmadan ceketlerimizi giyiyoruz, bazi gencler kar topu oynuyorlar bir iki tanesi yol kenarindaki Karin ustune yatiyor, Karin yuksekligi en az 1. metre sanki 3 gun icinde dort mevsim yasiyoruz,, caylarimizi bitirdikten sonra otobusumuze binip yolumuza devam ediyoruz, kaptanimiz Eyup kaptan Trabzonlu ve cok usta sofor..bu arada yolumuz uzerinde Hamsi koy diye bir yerde duruyoruz sutlaci cok meshurmus sutlac yiyoruz,Yaninda kahve var bir turk kahvesi iciyorum,Yolun kenarina siyah beyaz renklerde iki tane inek heykeli koymusler, aralarinda,da bir timsah var,Avustralya aklima geliyor,timsahlari bol olan bir ulkedir. sonra Rizenin ikiz dere ‘ sine variyoruz,. Dere kenarinda iki katli otele yerlesiyoruz, galiba Genesis oteli olacak sakin ve kalabaliktan uzakta bir yerde. Odalarimizda kaloriferler yaniyor, dus aldiktan sonra yemege iniyoruz, burda butun masalari birlestirmisler, dort bes masa birlesmis her kes karsi karsiya oturuyor. Yemek yerken dj canli muzik caliyor, yemek bitince gruptan sesi guzel yasli bir bayan mikrofonu alip sarkilar soyluyor soyledigi sarkilarla bizleri yillarin gerisine goturuyor, hep beraber tempo tutup agzimizlada bayana eslik ediyoruz,….
Isleri bitten garson, ahci,kapici gorevli piste geliyorlar ve horon tepmeye basliyorlar,ne kadar hizli bir oyun hepsi ter icinde kalmalarina ragmen bikmadan usanmadan oynuyorlar, bizlerden bir kac kiside aralarina katiliyor ama ayak uyduramiyorlar, sonra muzik degisiyor, kurtlarini dokmek isteyen cikiyor piste,hele iki tane guzel ve genc kiz kardesimiz bir dokturuyorlar, bir dokturuyorlar vucutlarinda oynatmadik yerleri kalmiyor.kultur turlari biraz yorucu geciyor,biz odamiza cikiyoruz.…
……..Rizedeyiz… iste esas heyecan burda basliyor,cunku yaylalara cikiyoruz,cay fabrikasini gezdik bazi kimseler satis magazasindan cay aldilar, sonra kumas magazasini gezdik ordanda bir cok kisiler hediyelik aldilar,Camlihemsinde dere kenarindaki dere restorantta ogle yemegi icin gidiyoruz,kapida kucuk bir cocuk gayda calarak bizi karsiliyor,yerlesip karnimizi doyuruyor ve caylarimizi iciyoruz. Restorant tam derenin ustune kurulmus gibi altimizdan saril saril dere geciyor, bembeyaz kopuklu bir dere , yemekten sonra restorant gorevlileri ortaya gelip horon tepmeye basliyorlar kucuk delikanli yine gaydasiyla onlari costuruyor…..Yemekten sonra zil kalesine dogru yola cikiyoruz,munibuslere bindik, yollarda tamirat var, yollar cok dar,bir taraf derin ucurum diger taraf sarp yamac, sanki tepemizden kayalar asagiya duseceklermis gibi geliyor. Yol ancak bir arabalik, karsimiza bir kamyon cikti bir birine tos vuracak koclar gibi karsi karsiya geldik 3 munubus yavas yavas geri gittiler dag yollarinin da kendine gore kanunu varmis.daracik bir yerde aynalar birbirine carparcasina milim milik ilerleyip her iki tarafda gecti, yillardir araba kullanirim sehirlerde gezdigim kadar dag baslarinda da gezdim ama hayatimda ilk defa bu yayla yolunda korktum, neyse zar zor, zil kaleye geliyoruz, tam tepede nasil ve nicin bu kadar yuksek kus konmaz kervan gecmez yerde kale kurulduguna akil erdiremiyorum, rehberimiz kalenin tarihini anlatiyor, kaleye gelmeden evvel de venediklerden kalma tek kemerli kopruleri goruyoruz, kale ziyareti bitiyor, bir grup tamam diyorlar biz buraya gelene kadar yeterince korktuk, biz daha yukari cikmayacagiz diyorlar, bizim hatunun da kalbi var, gel istersen bizde donelim diyorum, yok hayir diyor buraya kadar geldik, burdan ileriye de gidecegiz diyor, ondan sonra esimin ismini bayan cesuryurek olarak degistirdim….Bir munubus dolusu insan geriye gidiyor yemek yedigimiz restoranda bizim donmemizi bekliyecekler. Yola devam ediyoruz, biraz sonra yol duzeliyor, hey be otoban diyoruz, geriye donenleri kiniyoruz,biraz sonra oyle bir yollara giriyoruzki hep bayir yukari ve virajli hemde toprak,herkesin sesi solugu kesilmis sekilde bir cogu da geldigine pisman oluyor. Bir tarafimiz dag diger tarafimiz ucurum asagida azgin nehir akiyor. Biraz ilerde yol genisliyor yol calisanlari var, rehber inip soruyor, ilersi nasil diyor. Karadeniz sivesiyle cevap veriyor adam yol eyudur gidin bir sey olursa biz burdayiz diyor. Oralarda bir sey olursa bir kaza olur, kaza da ucuruma yuvarlanmak demektir. Kan ter icinde yolumuza devam ediyoruz, toprak yola yukardan kar sulari akiyor,araba patenaj yaparsa felaket ama usta sofor,ustalikla arabayi kaydirmadan sudan geciriyor,heyecanli bir yolculuktan sonra yaylaya cikiyoruz,Meshur Ayder yaylasiymis, yayla evleri var ama kimseler yok o sirada yagmurda basliyor, zaten kara denizde senenin 300 gunu yagmur yagarmis.kucuk cami gibi bir sey var kenarlarina siginiyoruz, yagmur altinda arabalara binip geri donuse basliyoruz, yine heyecanli ve nefes kesici bir yolculuktan sonra dere kenarindaki restoranta geliyoruz, bazilari yukari gelmedikleri icin asagidakileri kiskandirip yukarinin cok guzel oldugunu yollarin cok duzgun oldugunu soyluyorlar,bazilarida iyiki gelmediniz diyor, asagida kalanlarda bol bol horon seyretmisler.,,, Hep beraber otobusumuze binip yakindaki otelimize gidiyoruz.
……Rizede dedeman otelinde iki gece kaliyoruz, canli muzik var yemekten sonra esimle dans ediyoruz,arada bir kadeh de raki iciyorum,,,,Rizeden Hopaya gidiyoruz, borcka uzerinden Artvin’e dogru yol aliyoruz, yollar bozuk ve cok virajli baraj ve yol calismalari var yollar gercekten cok virajli done done yukari yukseliyoruz, zirvede cankurtaran gecidinde durup fotograf molasi veriyoruz, tekrar yola koyuluyoruz, duz yol olsa bir kac saatlik yol ama virajli oldugu icin cok uzun suruyor…Artvin,e geliyoruz, sehir disinde munubuslere biniyoruz, done done bizleri sehirin tepesindeki milli parka cikariyor cok guzel bir yer burda parkda gezinti yapiyoruz, cay iciyoruz, boga guresleri yapilan kucuk arenanin fotgraflarini cekiyoruz, kamerelar devamli el degistiriyor, her kes digerine resim cektiriyor, Artvin carsisina iniyoruz dagin yamaclarina kurulmus kucuk bir sehir. iki saat serbest zaman veriyorlar, hem geziyoruz, hem ogle yemegi yiyoruz, daglarin yamaclarina kurulmus bir sehir, dimdik bir ana caddesi var, fakat insanlarini cok sevdim sicak kanlilar ve yabani gormus gibi bakmiyorlar.Artvinden tekrar Hopaya dogru yola cikiyoruz, sikici bir yolculuk oluyor, coruh nehri kenarinda saatlerce gidiyoruz, avrupanin en hizli akan ikinci nehriymis bir cok tunnel ve koprulerden geciyoruz,artik tunellerin ve koprulerin isimleride degismis, viyaduk diyorlar.…..Hopaya geldikten sonra kaptanimiz direksiyonunu batum’a dogru ceviriyor ve kendimizi sarp sinir kapisinin onunde buluyoruz, hatira resimleri cekiyoruz, cektiriyoruz,iki sinir kapisinin onu plaj, denizde yuzen insan farkina varmadan bir metre ileriye gitse gurcustana gecebilir. Zaten kiyidan biraz acikta bir samandira baglanmis burdan otesi gurcustan oldugunu isaret ediyor..sarp kapisinida gordukten sonra rizedeki dedeman oteline geliyoruz, boylece Rize macerasi burda bitiyor

.
…..Sabahleyin otobusumuze binip Giresuna dogru yola cikiyoruz, yol uzerinde ki surmenede durup meshur bicakci dukkanlarini ziyaret ediyoruz,bir caki beyeniyorum 35 milyon diyor dukkan sahibi, amerikadan smith Weston cakisi getirtsem yari fiyatina olur, baska bir kucuk cakiyi 8 milyona aliyorum sirf hatira olsun diye, cakiyi acmak icinde ya kerpeten yada pense lazim. Giresuna geliyoruz. Giresun kalesi ve topal osman anitini ziyaret ediyoruz.Giresundan evvel uzun gole gidiyoruz, ogle yemeginden sonra uc munubusle yaylaya cikiyoruz, buradada heyecanli bir yayla yolculugu oluyor…..Hava kararirken eski yol uzerinde kalan otelimize gidiyoruz,
………..Giresunda sabahleyin otobusumuze binip Sinop’a dogru yola cikiyoruz, eski karadeniz yolu cok dar ve cok virajli yeni yol acildigindan artik bu yolu kullananlar cok az,yorucu bir yolculuktan sonra sinop’a variyoruz, Sinopu geziyoruz, cok guzel bir yer eski mahkumlardan olup simdi kapanmis olan hapisheneyi gezdiren adamla konusuyorum ama hapishaneyi ziyaret etmiyorum, kalenin ustune cikip resim cekiyorum, gumruk iskelesinde yuruyus yapiyoruz,deniz kenarinda bir bardak bira iciyorum. Buranin insanlarida artvin dekiler gibi temiz ve kibar insanlar hayran oldugum sehirlerden biride burasi oluyor. Bir coklari meshur sinop mantisini yiyorlar, ben kofteyi tercih ediyorum, cokca-da model gemi satan dukkanlar var, icerden ve disardan gemilerin resimlerini cekiyorum bir tanede hatira olsun diye aliyorum


………..Sinoptan yola cikip Kastamonuya geliyoruz, burda kisa bir gezintiden sonra ilgaz daglarinda bir yerdeki otelimize gece karanliginda variyoruz, bunglov sitilinde bir otel yuksekte ve orman icinde .yakinlari kayak merkeziymis havada bir hayli soguk. .. sabah erken kalkip ormanda esimle bir yuruyus yapiyoruz, Otelin onunde kagni arabasiyla cepheye cephane tasiyan bir kadin heykeli var.ismi $erife baci, galiba ayni heykel Kastamonuda,da var. saatimiz gelince yine otobusumuze binip Safranboluya dogru yola cikiyoruz, bir muddet sonra Safranboluda oluyoruz, once hidir tepesine cikip sehire yukardan bakiyoruz, vaktimiz cok, meshur safranbolu lokumcusuna giriyoruz, lokumun nasil yapildigina dair slayt gosteriyorlar. Ben bol bol Safranbolu evlerinin resimlerini cekiyorum, ne yazikki bu dvd kasetide bozuk cikti cektigim resimler havaya gitti Safranboluya gelmeden evvel cok eski ve tarihi. Bir yoruk koyunde ogle yemegi yiyiyoruz, menu gozleme ve ayran, ustune kahvemizide iciyoruz. ……Safranbolu son duragimiz, burdan sonra Istanbula dogru yola cikiyoruz, Karabuk demir celik isletmelerinin yanindan gecip ana yola cikiyoruz ve kaymak gibi yol basliyor. Gece saat 21.00 de filan Istanbulda oluyoruz ve karadeniz turuda boyle bitiyor, aslinda yazacaklarimin yarisini bile yazamadim, onlarida tatli hatiralar olark kendime sakliyacagim, , zaman zaman dvd.lerimi cikarip seyredecegim….. Karadenizde biraz kan bagim var, dedelerimin memleketini gormek istemistim gittim gordum,bir fikrim oldu,en azindan karadeniz denince nasil bir yer oldugunu ogrendim bir gun sizlerinde imkanlariniz olursa mutlaka bir karadeniz turuna katilin ve sizde gorun…..Aslinda karadeniz ile kan bagim var darken hata yapmis oldugumu anliyorum, ben Turkum benim vatanim Turkiye, Turkiyenin her karis topraginda kan bagim var,Elime firsat gectikce durumlar musait oldukca butun yurdumu bastan asagiya gezmek isterim.
..Saygilarimla,
Sir…Altan tarafindan yazilmistir.
Merak edip okuyanlara cok tesekkurler.